ŞEMUN HOCA • BİLGİ REHBERİ

‘Üzerinde Çok Ağır Büyü Var’ Cümlesiyle Yapılan Baskı

• Dolandırıcılık Uyarıları
Lacivert duvarda aralık krem kapı, altında altın renkli kapı takozu ve açıklıktan zemine yayılan geniş ışık şeridi.
KISACA BU YAZIDA

“Üzerinde çok ağır büyü var” cümlesiyle başlayan baskıyı ilk dakikadan bir hafta sonrasına uzanan zaman çizgisiyle okuyor, her aşamada dikkat edilecek işaretleri sıralıyoruz.

“Üzerinde çok ağır büyü var” cümlesi, doğrulanabilir bir tespit değil, çoğu zaman görüşmenin yönünü belirleyen bir baskı cümlesidir. Cümleyi duyan kişi korkar, korku karar süresini kısaltır ve kısalan sürede ön ödeme, fotoğraf ya da kişisel eşya gibi talepler kabul edilir. Bu yazıda böyle bir görüşmenin ilk dakikasından yedinci gününe uzanan olası akışı bir zaman çizgisi olarak okuyor, her aşamada neye dikkat edilebileceğini sıralıyoruz.

Başlamadan önce bir çerçeve: Hiçbir kişiyi ya da kurumu hedef almıyoruz ve belirli bir kişi hakkında hüküm kurmuyoruz. Aşağıdaki akış, tarif edilen işaretlerin birlikte görülmesi durumunda dikkat gerektirdiğini anlatır. Resmî bir kurumun bu konuya dair doğrulanmış bir sayfasına bağlantı veremediğimiz için, anlatılanlar genel sağduyuya dayanan bir değerlendirmedir.

Birinci dakika: cümle geliyor

Görüşme genellikle bir sorunuzla başlar: “Eşimle sürekli kavga ediyoruz”, “işlerim hiç yürümüyor”. Karşı taraf kısa bir dinlemenin ardından, çoğunlukla ayrıntı sormadan, “Üzerinde çok ağır bir büyü var” der. Bu cümlenin hiçbir somut dayanağı yoktur; hangi belirtiye, hangi olaya ya da hangi bilgiye dayandığı açıklanmaz.

Cümle genellikle sakin ama emin bir tonda söylenir. Sizin aklınızdaki sorun, anında bir ad ve bir ağırlık kazanır. Rahatlayanlar da korkanlar da olur; çünkü belirsizlik bir isme dönüşmüştür. Ancak bir ismin konması, o ismin doğru olduğu anlamına gelmez.

Burada bir ayrıntıya dikkat etmek yararlı olur: Cümlenin kimden geldiği kadar, nasıl geldiği de önemlidir. Bir sağlık uzmanı bile “şu bulgu ciddi” derken, bulguyu gösterir, seçenekleri anlatır ve size düşünme süresi tanır. Gösterilmeyen, sorulara kapalı ve yalnızca sizin korkunuza yönelen bir tespit, bir değerlendirme olmaktan çok bir yönlendirmedir.

Ağır büyü var denir — Şemun Hoca bilgi rehberi başlıklı görseli
Baskı altında kişisel alanı ve seçim hakkını düşünmek.

İlk on dakika: korku büyütülür

Ardından cümle genişletilir: “Bu büyü sadece sende değil, çocuklarında da var”, “Yakın bir kişi yaptırmış”, “Yaşın tehlikede”. Korku, kişisel hayata yayıldıkça artar. Aynı dakikalarda sorular size yöneltilir, ama bu sorular teşhis için değil, hikâyeyi derinleştirmek içindir.

Bu aşamada dikkat edilecek ilk işaret, durumun somut bir bilgiye dayandırılmadan tehlikeli ilan edilmesidir. Gerçek bir değerlendirme, sizin anlattıklarınızı ayırt eder, “bilmiyorum” diyebilir ve olasılıkları sıralar. Baskı ise bir olasılığı değil, bir sonucu dayatır. Büyü iddialarının genel durumunu büyü gerçek mi yazısında okuyabilirsiniz.

Bir cümlenin ağır olması doğru olduğunu göstermez; ağırlığı çoğu zaman acele ettirmek için kullanılır.

— Şemun Hoca

Korkutucu bir cümlenin ardından en sık görülen duygu, utançla karışık bir çaresizliktir: “Demek ki gerçekten bir şey var.” Bu his, bilgiyi sorgulamayı zorlaştırır. Duyguyu fark ettiğiniz an, kendinize “şu an bir karar vermek zorunda değilim” demek, zinciri ilk halkasından yumuşatır.

Telefon görüşmesi sırasında not tutmak da işe yarar. Hangi cümlenin hangi dakikada söylendiğini, ne istenildiğini ve ne kadar bedel söylendiğini yazmak, daha sonra durumu kendi gözünüzle sakin biçimde yeniden okumanıza yardımcı olur. Notlar, bir yakınınıza anlatırken de somut bir dayanak sağlar.

Karşı tarafın ısrarı ya da ürkütücü sözleri sizi rahatsız ediyorsa durmak hakkınızdır; bunun kısa bir yolunu görüşmeyi gerekçe göstermeden bitirmeyi anlattığımız yazıda bulabilirsiniz.

Aynı gün: aciliyet ve ilk ödeme

Korku zirveye çıktığında, çözüm “bugün” sunulur: “Hemen başlanmalı, yarına kalırsa zarar büyür.” Aciliyet, düşünme süresini ortadan kaldırır. Bir yakınınıza danışmaya zamanınız olmaz, bir gece uyuyup sabaha bakmak “riskli” gösterilir.

Çoğunlukla aynı anda bir ön ödeme istenir: “Malzemeler için”, “işlem başlasın diye”, “kayıt için”. Ödeme küçük bir miktarla başlar, çünkü ilk adım atıldığında ikinci kolaylaşır. Ön ödeme isteyen bir görüşmede, ödemenin neye karşılık olduğunu ve neyin teslim edileceğini yazılı olarak sormak, sağlıklı bir ilk adımdır.

Bırakmak yenilgi değildir; daha fazla kaybetmemek için verilen sakin bir karardır.

— Şemun Hoca

İkinci günün bir başka özelliği, ilişkinin sıcaklaşmasıdır. Karşı taraf size ismiyle seslenir, durumunuzu hatırlar, “merak ettim” diye arar. Bu ilgi, korkunun hemen ardından geldiği için ek bir güven duygusu yaratır. Sıcaklığın kendisi sorun değildir; fakat sıcaklık ile birlikte talepler artıyorsa, bu birlikteliğe dikkat edin.

Ertesi gün: fotoğraf, eşya, “bilgi” talepleri

Ertesi gün yeni talepler gelir: sizin ya da yakınlarınızın fotoğrafı, kullanılmış bir giysi, saç teli, kimlik bilgisi. “Etkiyi görmek için”, “bağı kurmak için” gerekçeleri sunulur. Bu paylaşımlar geri alınamaz; fotoğraf ve kişisel bilgi, yalnızca bir kez gönderilmiş olsa bile sonradan başka amaçlarla kullanılabilir.

Bu aşamada bir sınır koymak önemlidir. “Fotoğraf ya da eşya paylaşmıyorum” cümlesi, güvenilir bir görüşme için engel olmamalıdır. Aksine, karşı taraf bu sınırı kabul etmiyor, ısrar ediyor ya da kızıyorsa, bu da değerlendirilmesi gereken bir işarettir.

Bu aşamada bazı kişiler borçlanmaya ya da yakınlarından para istemeye yönelir. Borçlanarak yapılan ödemeler, sorunu büyütebilir; çünkü korku ile birlikte maddi bir yük de gelir. Böyle bir noktaya gelindiyse, ödemeyi durdurmak ve durumu güvendiğiniz bir yakınla paylaşmak, acil ve kıymetli bir adımdır.

Üçüncü gün: yeni bulgu, yeni ücret

Üçüncü günde, çoğunlukla “işlem beklenenden ağır çıktı” cümlesi gelir. Yeni bir katman bulunmuştur ve ek bir ücret gerekmektedir. Sorun büyüdükçe fiyat da büyür; ve siz o zamana kadar yatırdığınız paranın boşa gitmemesi için devam etme eğilimi gösterirsiniz. Buna yatırılan masrafın etkisi denir.

Burada durmak zordur; çünkü şimdiye kadar verdiğiniz her şey, bırakmayı daha pahalı gösterir. Oysa bir kararın doğruluğu, ne kadar para harcadığınıza değil, bundan sonra ne yapacağınıza bağlıdır. “Daha fazla kaybetmemek için burada duruyorum” demek, bir yenilgi değil, bir korumadır.

Bırakmayı zorlaştıran bir diğer şey de “belki de gerçektir” düşüncesidir. Bu düşünce, kanıt değil ihtimal üzerine kuruludur; ihtimal ise her şey için vardır. Bir ihtimal uğruna bütün birikimi riske atmak yerine, ihtimali değerlendirebilecek ve size zarar vermeyecek bir ortamda konuşmak daha dengeli bir tutumdur.

Bir hafta sonra: bırakmak neden zorlaşır?

Bir haftanın sonunda kişi artık yoğun bir bağlılık, utanç ve korku içindedir. Yakınlarına anlatmak istemez, çünkü kandırılmış olabileceğini düşünmek ağırdır. Karşı taraf bu utancı bilir; “ailene söylersen etkisi bozulur” gibi sessizlik talepleri de gelebilir. Sessizlik talebi, dikkat gerektiren işaretlerin başında gelir.

Bu noktada önemli olan, kendinizi suçlamamaktır. Korku altında alınan kararlar, insan zihninin olağan bir tepkisidir. Yapılan ödemeler ve gönderilen bilgiler konusunda ne yapılabileceği hukuki bir mesele olabilir; bu konuda bir avukata danışılması gerekir.

Yakınlarınız bu süreçte size nasıl yaklaşmalı? Yargılamadan dinlemek, “nasıl kandın” gibi cümlelerden kaçınmak ve ödemeyi durdurmanıza yardımcı olmak, en destekleyici tutumdur. Yakını suçlayan ve utandıran bir ortam, kişiyi yeniden aynı kişiye geri götürebilir; çünkü orada en azından “anlaşıldığı” hissi vardır.

Bir de aile içi uyarı sistemi kurmak mümkündür: yaşlı ya da yalnız yaşayan yakınlarınıza “biri bir şey söyleyip ödeme isterse bana haber ver” diye önceden söylemek, baskının yalnız kişide kalmasını önler. Bu tür bir uyarı, hiçbir korku yaratmadan, sıradan bir konuşma gibi yapılabilir.

Zaman çizgisini kırmak: küçük ve uygulanabilir adımlar

Zinciri kırmanın en kolay yolu, aciliyeti kırmaktır. “Bir gün düşüneceğim” demek, çoğu zaman yeterli bir ilk adımdır. İkinci adım, görüşmeyi bir yakınınıza anlatmaktır; yüksek sesle anlatılan cümleler, içeride duyulduğundan çok daha az ikna edici gelir.

Üçüncü adım, yapılan konuşmaların kaydını (mesaj, ödeme dekontu, tarih) saklamaktır. Dördüncü adım, hiçbir ek ödeme, fotoğraf ya da eşya göndermemektir. Beşinci adım ise, korku ve uykusuzluk sürüyorsa bir hekime ya da ruh sağlığı uzmanına başvurmaktır. Güvenliğinizden endişe ediyorsanız acil numaraları 112 acil numaralar sayfasında bulabilirsiniz; yalnızlık ve çaresizlikte 183 sosyal destek hattı vardır.

Güvenilir bir ortam seçmenin ölçütlerini hoca seçerken nelere bakılacağını anlatan yazıda topladık; belirtilerle ilgili sık sorulan sorular için sık sorulan sorular sayfasına bakabilirsiniz.

Başvurmadan önce bilmeniz gerekenler

  • Korku, uykusuzluk, çarpıntı ya da kendinize zarar verme düşüncesi varsa önce hekime ya da ruh sağlığı uzmanına başvurun; acil durumda 112’yi arayın.
  • “Çok ağır büyü var” gibi bir tespitin bilimsel bir doğrulaması yoktur; bu cümleyle baskı kuran görüşmeden bir adım geri çekilin.
  • Ön ödeme, fotoğraf ya da kişisel eşya isteyen, acele ettiren ve sessiz kalmanızı isteyenlerden uzak durun.
  • Karar size aittir; bir gün beklemek çoğu durumda değerli bir şeyi kaybettirmez.
  • Yaşadığınız şikâyet sağlıkla ilgili olabilir; bu nedenle bir doktora görünmek sıralamada başta yer alır, acil durumda 112 hattı vardır.

Yaşadığınız görüşmeyi ya da aklınızdaki endişeyi Şemun Hoca’ya telefon veya WhatsApp üzerinden anlatabilirsiniz; iletişim sayfasında yollar yer alır. Burada korkutulmazsınız; kapsam ve ücret baştan söylenir, ön ödeme, fotoğraf ve eşya talep edilmez, bir yakınınızla birlikte dinleyebilirsiniz. Daha önce benzer bir baskı yaşadıysanız bunu anlatmanızda bir sakınca yoktur. Hizmetlerin tamamını büyü tespiti sayfasında görebilirsiniz.

Kaynaklar

Sık Sorulan Sorular

“Üzerinde çok ağır büyü var” diyen birine inanmalı mıyım?

Böyle bir tespitin bilimsel bir doğrulaması yoktur; özellikle ayrıntı sorulmadan, hemen söylenen ve aciliyetle birlikte gelen bu cümle baskı işareti olabilir. Bir yakınınıza danışmadan karar vermeyin.

Ön ödeme isteyen biri güvenilir mi?

Ön ödeme istenmesi, neyin karşılığı olduğu açıklanmadığı sürece dikkat gerektiren bir işarettir. Ödeme yapmadan önce neyin teslim edileceğini yazılı olarak sormak daha sağlıklıdır.

Fotoğrafımı ya da eşyamı göndermem istendi, ne yapmalıyım?

Fotoğraf, eşya ya da kişisel bilgi paylaşmayın; bu paylaşımlar geri alınamaz. Israr eden kişi varsa konuşmaların kaydını saklayın ve bir yakınınıza danışın.

Para ödedim, şimdi bırakmak zor geliyor, ne yapabilirim?

Daha fazla ödeme yapmadan durmak mümkündür; geçmiş ödemeler bunu değiştirmez. Yapılan ödemeler konusunda hukuki bir yol gerekiyorsa bir avukata danışılması gerekir.

Korku ve uykusuzluk yaşıyorum, kime başvurmalıyım?

Önce bir hekime ya da ruh sağlığı uzmanına başvurun. Acil bir durumda 112’yi arayın; yalnızlık ve çaresizlikte 183 sosyal destek hattı vardır.

Şemun Hoca ile görüşün
Ara