Üst üste gelen aksiliklerin arkasındaki olasılık ve dikkat kavramları, kısa bir sözlük düzeniyle: neyi sayıyoruz, neyi saymıyoruz, ne zaman yardım alınır?
Peş peşe aksilikler, yani kısa sürede üst üste gelen ve birbiriyle ilgisiz görünen aksilikler, insanı “bir şey var” düşüncesine itebilir. Oysa bu hissin arkasında çoğunlukla üç şey bulunur: olasılığın bizi yanıltması, dikkatimizin kötü olayları kaydetmesi ve yorgunluğun her olayı daha ağır göstermesi. Bu yazı, olup biteni bir sözlük düzeniyle açıklıyor; her terim kısa bir tanım, bir örnek ve atılabilecek küçük bir adım içeriyor.
Sözlüğe başlamadan: neden sözlük?
Aksilik dönemlerinde zihin bütün olayları tek bir torbaya atar ve torbaya “şanssızlık” adını verir. Terimleri ayırmak, torbayı açıp içindekileri tek tek görmeyi sağlar. Her kavramı okurken kendi yaşadığınız olayı yanına koyup “bu bende var mı?” diye sormanız yeterli.
Okurken bir kalem ve kâğıt almanız faydalıdır. Terimlerin yanına kendi yaşadığınız bir olayı yazdığınızda, soyut kavramlar somut bir örneğe dönüşür ve hangi terimin size en yakın olduğu kendiliğinden belli olur.
Sözlük bir tanı listesi değildir. Burada anlatılanlar gündelik psikolojinin yaygın kavramlarıdır ve hiçbiri kişisel durumunuz hakkında hüküm kurmaz. Amaç, aksilikleri küçültmek değil, onlara doğru ölçüde bakmaktır.

Olasılık, kümelenme ve tesadüf
Kümelenme yanılsaması, rastgele olayların gözümüze “öbek” gibi görünmesidir. Bir yılda yaşanan onlarca küçük olay düzgün aralıklarla dağılmaz; bazı haftalarda üçü birden, bazı aylarda hiçbiri yaşanır. Bu düzensizlik rastgeleliğin doğal görünümüdür ve öbeklenmeyi hemen bir sebebe bağlamak kolay bir kısayoldur.
Bağımsız olaylar kavramı da buraya aittir. Arabanın lastiğinin inmesiyle bir faturanın gecikmesi birbirinden bağımsız olabilir; yine de aynı hafta içine düşünce aralarında bağ kurarız. Her olayın kendi nedenine ayrı bakmak, o “görünmeyen bağ”ı sorgulamanın ilk adımıdır: lastik neden indi, fatura neden gecikti?
Ortalamaya dönüş, uç dönemlerin ardından olayların kendiliğinden yatıştığı eğilimdir. Çok kötü bir hafta çoğu zaman biraz daha sıradan bir haftayla devam eder. Bu, yaşananları küçümsemek için değil, “hep böyle sürecek” varsayımına karşı bir denge kurmak için hatırlanmalıdır.
Kötü şans bir hüküm değildir; çoğu zaman yalnızca üst üste binmiş küçük ihtimallerin adıdır.
— Şemun Hoca
Geriye dönük yanlılık, bir şey olduktan sonra “zaten belliydi” demektir. Araba bozulduğunda “bu aralar hep böyle gidiyordu” cümlesi kolay kurulur; oysa o sabah yola çıkarken bozulacağını kimse bilmiyordu. Geriye bakınca bütün parçalar bir hikâyeye dönüşür ve hikâye, tesadüfü bir plana benzetir.
Dikkat ve hafıza ile ilgili kavramlar
Seçici dikkat, zihnin üzerinde durduğumuz şeye odaklanıp geri kalanı arka plana itmesidir. “Bir aksilik var” diye düşünmeye başladığınızda, her küçük pürüz gözünüze çarpar; sorunsuz geçen işler ise kaydedilmez. Akşam kendinize yalnızca iyi giden üç küçük şeyi yazmanız, bu dengesizliği düzeltmenin basit bir yoludur.
Olumsuzluk yanlılığı, kötü olayların iyi olaylardan daha güçlü hatırlanmasıdır. Dün tamamlanan beş iş değil, yarım kalan tek iş zihinde kalır. Bu eğilim evrensel olduğu için kendinizi eleştirmenin anlamı yoktur; yalnızca bilmek yeterlidir.
Doğrulama yanlılığı, bir kanaat oluştuktan sonra onu destekleyen kanıtları daha kolay fark etmektir. “Ben uğursuzum” ya da “bana bir şey yapıldı” kanaati yerleştiğinde, her yeni pürüz bunun kanıtı gibi görünür. Kanaati sınamak için ters bir soru sormak yardımcı olur: bu olayı başka biri yaşasaydı ona ne derdim?
Kontrol yanılsaması ise her şeyin bir nedeni ve bir sorumlusu olması gerektiği inancıdır. Rastgele bir aksilik, “keşke şunu yapmasaydım” ya da “biri bunu yaptı” düşüncesine kolayca dönüşür. Suçlayacak ya da düzeltecek bir şey bulunca rahatlarız; ama bulunmadığında da hayatın bazı pürüzlerinin sahipsiz olduğunu kabul etmek rahatlatıcı olabilir.
Yorgunluk ve stres ile ilgili kavramlar
Karar yorgunluğu, gün boyu çok sayıda seçim yapmanın verdiği zihinsel tükenmişliktir. Yorgun bir zihin hata yapmaya, eşyayı yanlış yere koymaya, randevuyu unutmaya daha yatkındır. Aksilikler çoğu zaman bu yorgunluğun sonucudur; sebebi değil.
Stres birikimi, birbirini izleyen kaygıların rahatlama fırsatı bulamadan üst üste binmesidir. Uyku azaldığında hatalar artar, hatalar arttıkça stres artar ve döngü kendini besler. Bu döngüyü kırmak için uykuyu ve öğünleri düzene sokmak, büyük adımlardan önce küçük bir istikrar kazandırır.
Dikkat bir fenerdir; nereye tutarsanız orayı büyütür, ama karanlığı yok etmez.
— Şemun Hoca
Kendini gerçekleştiren beklenti, bir şeyin ters gideceğine inanmanın, davranışı o yönde etkilemesidir. “Bu görüşme de kötü geçecek” diyen biri, tedirgin tavrıyla görüşmeyi gerçekten zorlaştırabilir. Beklentiyi “nasıl geçerse geçsin öğreneceğim bir şey var” biçimine çevirmek, bu döngüyü hafifletir.
Belirsizliğe tahammül ise bu sözlüğün belki en önemli terimidir. Bilmemek, insanı en çok yıpratan hâllerden biridir; bu yüzden zihin, bilmemek yerine yanlış da olsa bir açıklamaya sarılır. Belirsizliğe biraz daha tahammül edebilen kişi, acele ve yanlış bir sebebe yönelmeden önce kendine zaman tanıyabilir.
Sözlükten çıkan pratik bir soru listesi
Yukarıdaki kavramları gündelik hayata taşımak için şu soruları kendinize sorabilirsiniz. Bu olayların kaçı gerçekten ayrı ayrı zarar veriyor, kaçı yalnızca yorgunluğumu büyütüyor? Aynı haftada iyi giden hangi işleri hesaba katmadım? Bu durum bir arkadaşımın başına gelseydi ona nasıl bakardım? Sorulara yazılı cevap vermek, cevapları yüksek sesle düşünmekten daha net sonuç verir.
Bir başka yararlı soru da zaman çerçevesidir: bu aksiliklerin başladığı tarihte hayatımda başka neler değişti? İş yükü, taşınma, bir yakının hastalığı, bütçe baskısı ya da uyku düzeni gibi değişiklikler, aksiliklerin arka planını çoğu zaman açıklar. Tarihleri yan yana koyduğunuzda bazen aksiliklerin değil, değişimin kendisinin yük olduğunu görürsünüz.
Geleneksel anlatım nerede devreye giriyor?
Kuşaklar boyunca ardı ardına gelen aksilikler, nazar ya da büyü gibi kavramlarla açıklanagelmiştir. Bu yorum kuşaktan kuşağa aktarılan bir anlatım biçimidir ve dayanağı bilimsel doğrulamaya dayanmaz. Bu yüzden önce yukarıdaki gündelik kavramlarla durumu tartmak, hem daha az yıpratıcı hem de daha açıklayıcıdır.
Bu çerçeveyi reddetmeniz de gerekmez; inançlarınız sizin için anlamlı bir yorum sunuyorsa onu saygıyla taşıyabilirsiniz. Önemli olan, yorumun sizi çaresizliğe değil, sakin ve dengeli kararlara götürmesidir. Aynı olaylara hem inanç hem gündelik akıl penceresinden bakabilmek, çoğu insanın yükünü hafifletir. Bir yorum sizi korkutuyor, uykunuzdan ediyor ya da parayla ilgili aceleci adımlara itiyorsa, bir adım geri çekilip başka bir bakış açısı da dinlemek isteyebilirsiniz.
Aksilikleri tek bir sebebe bağlamak güven verir, çünkü belirsizliği bitirir; ancak yanlış sebep, doğru çözümü geciktirir.
Aksilik dönemlerinde yola çıkan bazı insanlar, kendi başlarına “önlem” aramaya yönelir. Böyle bir arayış sırasında dolandırıcılık riski, ön ödeme talepleri, fotoğraf ve kişisel eşya paylaşımı gibi tuzaklar ortaya çıkabilir. Sakin bir zihinle karar vermek, bu risklerin çoğundan korunmanın en etkili yoludur. Geleneksel yoruma dair genel bilgi için büyü belirtileri sayfasına ve soruyu daha geniş ele alan büyü gerçek mi yazısına bakabilirsiniz. Aynı konuya iş hayatı açısından yaklaşan her işim ters gidiyor yazısı da yararlı olabilir.
Aksilik döneminde işe yarayan üç küçük uygulama
Birincisi olay defteri: her aksiliği tarihiyle, tek cümleyle yazın ve yanına “benim payım / dış etken” diye işaretleyin. İki hafta sonra defteri okuduğunuzda, birçoğunun yorgunluk ya da dikkatsizlikle ilgili olduğunu, bir kısmının ise gerçekten kontrol dışı olduğunu görebilirsiniz.
İkincisi büyük kararları bekletmek: aksilik dönemlerinde iş değiştirmek, ev almak, borç almak gibi geri dönüşü zor kararları birkaç hafta ertelemek, yorgun zihnin tuzaklarından korur. Bu konuya aksilik dönemlerinde karar ertelemek yazısında ayrıca değinilmiştir.
Üçüncüsü bedeni destekleme: düzenli uyku, yürüyüş ve yeterli öğün, aksiliklerin yükünü doğrudan azaltmaz ama onları taşıma kapasitesini yükseltir. Zihin ve beden aynı sistemin parçasıdır.
Bu üç uygulama birbirini tamamlar ve hiçbiri büyük çaba istemez. Günde beş dakikalık bir defter notu, haftada birkaç kez yarım saatlik yürüyüş ve karar vermeden önce bir gece beklemek yeterli bir başlangıçtır. Küçük ve sürdürülebilir adımlar, tek seferlik büyük hamlelerden daha çok işe yarar.
Üç hafta sonra defterinize dönüp bakın: hangi aksilikler tekrar etti, hangileri kendiliğinden geçti, hangi gün sizi en çok zorladı? Bu bakış, hem endişeyi ölçeğine oturtur hem de ileride benzer bir dönemde elinizde hazır bir deneyim bırakır.
Başvurmadan önce bilmeniz gerekenler
- Uykunuz, iştahınız ya da ruh haliniz belirgin biçimde bozulduysa bir doktora danışın; kendinize zarar verme düşüncesi ya da acil bir tehlike varsa 112 aranır.
- Aksiliklerin görünmeyen bir etkiyle bağlantılı olduğunu ölçen bir yöntem yoktur; kendi olay defterinizi tutmak daha sağlam bir dayanak verir.
- Ödemeyi önceden isteyen, fotoğraf ya da kişisel eşya talep eden ve aceleye getiren tekliflerde bir adım geri çekilin.
- Hangi yolu izleyeceğiniz size aittir; bir konuşma yapmak sizi bir yükümlülüğe sokmaz.
Konuşmak istediğinizde
Aksilikleri tek başınıza taşımak ağır geliyorsa, yaşadıklarınızı Şemun Hoca’ya telefon veya WhatsApp üzerinden anlatabilir, ilk adımı atmak için iletişim bölümünü kullanabilirsiniz. Görüşmenin kapsamı ve ücreti en baştan açıkça söylenir; ön ödeme, fotoğraf ya da kişisel eşya talep edilmez. Hangi adımı ne zaman atacağınıza siz karar verirsiniz; acele etmek zorunda değilsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Peş peşe aksilikler yaşamak normal mi?
Evet, hiçbir şeyin yolunda gitmediği dönemler birçok insanın hayatında olur. Bağımsız küçük olaylar tesadüfen aynı haftaya denk gelebilir ve bu, olağan olasılık dağılımının bir parçasıdır.
Üst üste kötü şeyler olması büyüden mi kaynaklanır?
Bazı anlatılar peş peşe aksilikleri büyüye ya da nazara bağlar; bu bağı doğrulamanın bir yolu bulunmaz. Olayların her birini ayrı ayrı yazıp nedenlerine bakmak, genelde daha açıklayıcı olur.
Aksilik dönemi bitmiyorsa ne yapmalıyım?
Büyük kararları ertelemek, rutini korumak ve olayları bir listeye dökmek iyi bir başlangıçtır. Dönem uzuyor ve ruh halinizi etkiliyorsa bir sağlık uzmanıyla konuşmak da yardımcı olabilir.
Kendimi uğursuz hissediyorum, bu ne anlama gelir?
Bu his yaygındır ve çoğu zaman art arda yaşanan olayların biriktirdiği yorgunluktan doğar. Hislerinizi bir yakınınızla paylaşmak ve gündelik düzeninizi sadeleştirmek yükü hafifletebilir.
Aksilikler yüzünden uyku ve iştahım bozuldu, doktora gitmeli miyim?
Uyku ve iştah değişimi iki haftadan uzun sürüyorsa ya da gündelik işlevinizi bozuyorsa bir doktora başvurmak yerinde olur. Kendinize zarar verme düşüncesi ya da acil bir tehlike varsa 112 aranır.
