Büyü ve Diyanet: Din İşleri Yüksek Kurulu Ne Diyor?

“Önce dua ve sabırla başlayın; içinize takılan bir şey olursa yazın, birlikte bakalım.”
Büyü, muska, vefk ve nazar hakkında en çok sorulan sorulardan biri “Diyanet ne diyor?” sorusudur. Bu sayfada Din İşleri Yüksek Kurulu’nun ilgili fetvalarını kaynak bağlantılarıyla, kendi cümlelerimizle özetliyoruz.
Diyanet büyü hakkında ne diyor? Kısa özet
Din İşleri Yüksek Kurulu’nun yayımladığı fetvalarda büyü (sihir) İslâm’ın yasakladığı bir uygulama olarak ele alınır. Fetvalarda özetle şunlar söylenir:
- Sihirle uğraşmak büyük günahlar arasında sayılır; sihirle uğraşanlar ve onların işine itibar edenler uyarılır.
- Büyüden korunmanın temel yolu Allah’a sığınmak ve ona güvenmektir; Felak ve Nâs sureleri ile Âyetü’l-Kürsî’nin okunması önerilir.
- Sihre maruz kaldığını düşünen kişi, tıbbi destek almalı ve Hz. Peygamber’in öğrettiği dualarla Allah’a sığınmalıdır.
- Nazar boncuğu ve vefk gibi uygulamalar caiz görülmez; muska ise şartlara bağlı olarak değerlendirilir.
Aşağıda her başlık, ilgili fetvaya bağlantı verilerek kısaca anlatılıyor. Bu sayfa fetvaları yorumlamaz; kendi cümlelerimizle özetler. Ayrıntı için resmî sayfalara bakmanız gerekir.
Diyanet’e göre sihir ve büyü nedir?
Fetvada sihir iki anlamda kullanıldığı belirtilir. Birincisi, cinler ya da doğaüstü olduğuna inanılan güçlerle bağlantı kurduğunu iddia ederek; kemik, cisim, şekil ve isim gibi gizli güç atfedilen şeylerle iksir, tılsım ve efsun yapmaktır. İkincisi, el çabukluğu, göz boyama, duyuları yanıltma ve yaldızlı sözlerle insanlarda farklı bir algı oluşturmaktır. Türkçede “sihir” ve “büyü” kelimeleri aynı anlamda kullanılır.
Fetvaya göre el çabukluğu ve göz boyama gibi yöntemlerle yalnızca eğlendirmek için yapılan gösteriler, dinen sakıncalı bir unsur taşımadığı sürece bu kapsama girmez. İnsanları aldatmak, zarara uğratmak ve maddî-manevî olarak istismar etmek amacıyla yapılan her türlü yanıltma ise günah sayılır. Kaynak: Sihir veya büyü yapmanın ve yaptırmanın dinî hükmü nedir?
Büyü yapmak ve yaptırmak dinen caiz mi?
Diyanet’in fetvasında İslâm dininin sihirle uğraşmayı büyük günahlar arasında sayarak yasakladığı belirtilir (Buhârî, Tıb, 48). Kur’ân-ı Kerîm’de de sihirle uğraşanların ahirette nasibi olmadığı ve onların şerrinden Allah’a sığınılması gerektiği bildirilir (el-Bakara, 2/102; el-Felak, 113/4).
Fetvanın gerekçesi şudur: Şeytan, cin, ruh ve yıldız gibi varlıklara Allah’ın kudretinin üstünde bir güç atfeden bütün sihir türleri, İslâm’ın tevhid ve tevekkül inancına aykırıdır ve kişiyi şirke kadar götürebilir. Hz. Peygamber’in düğüm atıp ona üfleyerek sihir yapanların şirk koşmuş olduklarını bildirdiği de aynı fetvada anılır (Nesâî).
Fetvanın sonuç bölümünde müminlerin sihir kapsamına giren her türlü davranıştan kaçınması, bu işlerle uğraşanlara itibar etmemesi ve sihirbazların, cincilerin ve üfürükçülerin tuzağına düşmemesi gerektiği söylenir. Kaynak: Din İşleri Yüksek Kurulu fetvası
Büyüden ve sihirden korunmak için ne yapılmalı?
Diyanet’in “Büyü ve sihirden korunmak için ne yapılmalıdır?” fetvasına göre sihre ve büyüye karşı en etkili çözüm, Allah’a sığınmak ve ona güvenmektir. Hz. Peygamber’in her şeyin şerrinden Allah’a sığınarak sürekli Felak ve Nâs surelerini ve Âyetü’l-Kürsî’yi okuduğu aktarılır.
Fetvada, Hz. Peygamber’in torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i nazar, büyü ve benzeri olumsuzluklardan korumak için okuduğu şu duanın anlamı da verilir: “Her türlü şeytan ve zehirli haşarattan ve bütün kem gözlerden Allah’ın eksiksiz kelimelerine sığınırım.” (Buhârî, Ehâdîsü’l-enbiyâ, 10). Kaynak: Büyü ve sihirden korunmak için ne yapılmalıdır?
Sitemizdeki büyüden korunma duası sayfasında bu konudaki dualar ayrıca anlatılıyor.
Büyüye maruz kaldığını düşünen kişi ne yapmalı?
Fetvanın bu konudaki cümlesi açıktır: sihre maruz kaldığını düşünen kişiler, çare olarak alacakları tıbbi destek yanında, Hz. Peygamber’in öğrettiği dualarla Allah’a sığınmalıdır. Yani tıbbi destek ve dua birlikte önerilir; biri diğerinin yerine konmaz.
Aynı fetvada, sihre maruz kaldığını düşünen birinin şifayı Allah’tan umarak güvendiği insanlara başvurup kendisine Kur’ân okutmasında ve dua ettirmesinde sakınca bulunmadığı belirtilir. Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 28 Eylül 1979 tarih ve 1883 sayılı kararına atıfla, Cenâb-ı Hak’tan şifa umarak hastalara Kur’ân-ı Kerîm ve şifa ile ilgili dualar okumanın caiz olduğu; halkı kandırmak ve gaipten haber vermek amacıyla üfürükçülük yapmanın ise dinen yasak olduğu söylenir.
Kısacası ayrım şöyledir: Kur’ân okumak ve dua etmek caiz; kandırma, gaipten haber verme iddiası ve çıkar amacıyla yapılan işlemler yasak. Sağlık şikâyetiniz varsa önce bir hekime başvurun.
“Büyü bozdurmak” hakkında Diyanet ne diyor?
İnternette en çok sorulan sorulardan biri “büyü bozdurmak caiz mi?” sorusudur. Fetvalarda “büyü bozma” başlığıyla ayrı bir hüküm yer almaz. Ancak sihir, tılsım ve vefk gibi işlemlere başvurmak yasaklanır; dua etmek, Kur’ân okumak ve okutmak ile tıbbi destek almak ise caiz görülen yollar olarak anılır.
Bu fetvalarda “şu belirtiler çıkarsa büyü vardır” gibi bir ölçü ya da belirti listesi verilmez. Bu nedenle internette dolaşan kesin belirti listelerine temkinli yaklaşmak gerekir; ayrıntılı bilgi için büyü belirtileri rehberimize bakabilirsiniz.
Diyanet’e göre muska kullanmak caiz mi?
Fetvaya göre muska; hastalık, göz değmesi ve afetten korunmak amacıyla taşınan, içinde ayet, hadis ve dua yazılı bulunan metindir. Fetvada şu noktalar yer alır:
- Korunmak, şifa bulmak için dua etmek ve Kur’ân’dan ayetler okumak caizdir.
- Ayet ve duaların bir şeye yazılıp bedene asılması konusunda Hz. Peygamber’den bir rivayet yoktur.
- Abdullah b. Amr’ın, uykuda korkan çocukları için bir duayı yazıp boyunlarına astığı rivayet edilir (Ebû Dâvûd, Tirmizî).
- Bazı âlimler, Kur’ân ayetlerinden yapılan muskada sakınca görmez (Şâfiî, Zeylaî).
- Ancak muskadan medet umma, onu koruyucu sanma ya da Allah’tan beklenecek şeyleri muskadan bekleme gibi sakıncalara yol açacaksa muska kullanmak caiz değildir.
- İnsanların duygularını istismar edenlere karşı uyanık olunmalıdır.
Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 12.07.2017 tarihli bu kararına buradan ulaşabilirsiniz. Muskaya dair belirtiler için muska belirtileri sayfamıza bakın.
Nazar boncuğu ve nazar konusunda Diyanet’in görüşü
Diyanet fetvasında nazarın mahiyeti kesin olarak bilinmemekle birlikte, bazı kimselerin bakışlarıyla olumsuz etki meydana getirebileceğinin dinen kabul edildiği belirtilir. “Nazardan Allah’a sığının, çünkü nazar haktır” hadisi (İbn Mâce) buna dayanak gösterilir.
Nazardan korunmak için Âyetü’l-Kürsî, İhlâs, Felak ve Nâs surelerinin okunması tavsiye edilir. Nazar boncuğu ve benzeri nesnelerin medet ummak amacıyla takılması ise caiz görülmez, çünkü dinimizde nihai etkiyi Allah’tan başkasına atfeden tutumlar yasaktır. Fetvada bu konuda iki hadis de anılır; nazarlığa koruyucu etki atfetmenin Allah’a ortak koşmak anlamına geleceği belirtilir (12.07.2017 tarihli karar). Kaynak: Göz değmesine karşı nazar boncuğu takmak caiz midir?
Nazar ile büyünün farkını merak ediyorsanız nazar ve büyü farkı sayfamıza bakabilirsiniz.
Vefk hakkında Diyanet’in fetvası
Fetvada vefk; dörtgen bir şekil içindeki bölümlere sayı ve harfler yazılarak yapılan bir şekil olarak tanımlanır. Bunu yapanların, vefk aracılığıyla Allah’ın kendilerini koruyacak bir cin görevlendireceğini iddia ettikleri belirtilir. Fetva, tevhid inancına zarar verdiği için falı, tılsımı ve büyüyü İslâm’ın kesin olarak yasakladığını, cinlerden ve şeytanlardan yardım istemeyi içeren, anlamı anlaşılmayan sihir ve tılsımların insanı şirke kadar götürebileceğini söyler. Kaynak: Vefk nedir? Yapılması ya da yaptırılması caiz midir?
Dinî hüküm ile halk inanışı ve gelenek farkı
Anadolu’da büyü, nazar ve korunma ile ilgili birçok uygulama dinî hükümden çok halk inanışına ve geleneğe dayanır. Örneğin hamile ve lohusa kadınlara kırmızı kurdele bağlamak, bebeğin yüzüne is sürmek ya da lohusanın yanında demir bulundurmak gibi uygulamalar, halk inanışlarında kötü ruhlardan (Albastı) korunma anlayışıyla ilişkilendirilir. Bu inanışların bir kısmının İslâm öncesi Türk inanışlarına dayandığı anlatılır; kökenleri konusunda tek bir kesin görüş bulunmaz.
Bu uygulamalar dinî bir hüküm değil, kültürel bir mirastır. Diyanet de nazarlık gibi nesnelere koruyucu güç atfetmeyi uygun görmez; nazar boncuğu fetvasında bu tür uygulamalar için “hurafe” ifadesini kullanır. Bir geleneği sürdürmek ile ona koruyucu güç atfetmek farklı şeylerdir; bu sayfa yalnızca farkı göstermek için hazırlanmıştır. Sitemizdeki gelenekler sayfasında bu konudaki anlatılar yer alıyor.
Kaynaklar (Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu)
Bu sayfadaki bilgiler aşağıdaki resmî fetva sayfalarından özetlenmiştir. Metinler Diyanet’e aittir; sayfamızda kendi cümlelerimizle özetlenmiştir:
- Sihir veya büyü yapmanın ve yaptırmanın dinî hükmü nedir?
- Büyü ve sihirden korunmak için ne yapılmalıdır?
- Göz değmesine karşı nazar boncuğu takmak caiz midir?
- Vefk nedir? Yapılması ya da yaptırılması caiz midir?
- Muska kullanmak caiz midir?
Dinî bir konuda karar vermeden önce güvendiğiniz bir din görevlisine ya da Diyanet’in ilgili birimlerine danışmanız doğru olur.

“Önce dua ve sabırla başlayın; içinize takılan bir şey olursa yazın, birlikte bakalım.”
Sık sorulan sorular
Diyanet’e göre büyü var mı?
Diyanet fetvalarında sihir (büyü), İslâm’ın yasakladığı ve büyük günahlar arasında saydığı bir uygulama olarak ele alınır; Kur’ân’da da sihirden ve sihirbazlardan söz edilir. Bu fetvalarda büyünün etkisine dair bir ölçü ya da belirti listesi verilmez. Sihre maruz kaldığını düşünenlere tıbbi destek ve dua önerilir.
Büyü belirtileri Diyanet’e göre nelerdir?
İncelediğimiz Diyanet fetvalarında büyü için bir belirti listesi bulunmaz. Şikâyetleri olan kişinin önce tıbbi destek alması ve Hz. Peygamber’in öğrettiği dualarla Allah’a sığınması önerilir.
Diyanet’e göre büyü bozdurmak caiz mi?
Fetvalarda ayrı bir “büyü bozdurma” hükmü yer almaz; ancak sihir, tılsım ve vefke başvurmak yasaktır. Dua etmek, Kur’ân okumak veya okutmak ve tıbbi destek almak ise caiz görülen yollardır. Halkı kandırmaya ve gaipten haber vermeye yönelik üfürükçülük yasaktır.
Büyüden korunmak için hangi dualar okunur?
Fetvada Felak ve Nâs sureleri ile Âyetü’l-Kürsî okunması önerilir. Hz. Peygamber’in torunlarına okuduğu şu duanın anlamı da aktarılır: “Her türlü şeytan ve zehirli haşarattan ve bütün kem gözlerden Allah’ın eksiksiz kelimelerine sığınırım.”
Muska kullanmak caiz mi?
Fetvaya göre dua etmek ve ayet okumak caizdir. Bazı âlimler ayetlerden yapılan muskada sakınca görmez; ancak muskadan medet ummak ve onu koruyucu sanmak caiz değildir. İnsanların duygularını istismar edenlere karşı uyanık olunmalıdır.
Nazar boncuğu takmak caiz mi?
Diyanet fetvasına göre nazar boncuğunun medet umulmak amacıyla takılması caiz değildir. Nazardan korunmak için Âyetü’l-Kürsî, İhlâs, Felak ve Nâs surelerinin okunması önerilir.
Vefk yapmak ya da yaptırmak caiz mi?
Diyanet fetvasında vefk, tılsım ve büyü kapsamında değerlendirilir; falın, tılsımın ve büyünün İslâm’da kesin olarak yasak olduğu belirtilir.
Hamilelere kırmızı kurdele bağlamak dinî bir hüküm mü?
Hayır, bu bir halk inanışı ve gelenektir. Dinî bir hüküm değildir; Diyanet de nazarlık gibi nesnelere koruyucu güç atfetmeyi uygun görmez.
Bu sayfadaki bilgiler Diyanet’in resmî metni mi?
Hayır. Sayfada Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu fetvalarının kendi cümlelerimizle yazılmış özeti vardır. Resmî metinlere sayfanın sonundaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.