Terfi alamamak büyü düşüncesini çağırdığında ne yapılır? Diyelim ki diye başlayan kurgusal bir senaryoyla kariyer ve geri bildirim gözünden bakıyoruz.
Terfi alamamak, çoğu zaman performans, kadro, bütçe ve yönetici tercihi gibi iş yerindeki görünür etkenlerle açıklanır; büyü ise yalnızca bir inanış olarak gündeme gelen, doğrulanamayan bir açıklamadır. Bu yazıda genel bir değerlendirme yerine kurgusal ve isimsiz bir örnek üzerinden ilerliyoruz: aynı durumu yaşayan birinin hangi soruları sorabileceğini, neye bakabileceğini ve neyi erteleyebileceğini sırayla görüyoruz.
Diyelim ki: üçüncü yıl, üçüncü kez geçilen terfi
Diyelim ki bir kişi sekiz yıldır aynı şirkette çalışıyor. İşini bilen, mesai kavramı olmayan, projeleri zamanında teslim eden biri. Üçüncü yıldır terfi listesine adı girmiyor; üstelik daha sonra gelen iki arkadaşı bir üst kademeye geçti. Evde bir akraba, “senin üzerinde bir iş var, bak bir hocaya” diyor. O ise önce itiraz ediyor, sonra gece geç saatte internette arama yapmaya başlıyor.
Bu sahne tanıdık gelebilir. Terfi alamayan kişi hem iş hem benlik değerini sorgular: “Ben mi yetersizim, bana mı yapılıyor?” Cevap bulunamadığında, adı konulmamış bir engel fikri insanı rahatlatır. Büyü düşüncesi çoğu zaman bu rahatlama arayışının bir parçası olarak ortaya çıkar.

İlk gece: ne düşünülür, ne ertelenir
Senaryodaki kişi o gece ödeme yapmaya ya da bir hocaya mesaj atmaya karar verse, büyük ihtimalle yorgun, öfkeli ve aceleci bir ruh hâlinde karar vermiş olurdu. Bu yüzden ilk gece yapılacak en değerli şey, hiçbir karar vermemektir. Kâğıda üç sütun çizilebilir: ne biliyorum, ne varsayıyorum, kimden ne öğrenebilirim?
“Ne biliyorum” sütununa hedeflerin tutturulduğu tarihler, aldığı değerlendirme notları, üstlendiği projeler yazılır. “Ne varsayıyorum” sütununa ise “yönetici beni sevmiyor” ya da “bana kasıtlı yapılıyor” gibi doğrulanmamış çıkarımlar. İkinci sütun doluysa, üçüncü sütun daha da değerli hâle gelir; çünkü varsayımlar sorulmadan çözülemez.
Üçüncü sütun için kişi, kendisine güvenilir bilgi verebilecek üç isim yazar: yöneticisi, insan kaynakları çalışanı ve daha önce terfi almış bir meslektaşı. Her birine sorulacak soru farklıdır; yöneticiye ölçütler, insan kaynaklarına süreç ve takvim, meslektaşa ise pratikte neye bakıldığı sorulur. Bu üç kaynak bir araya geldiğinde, tek bir kişinin yorumundan çok daha dengeli bir tablo çıkar.
Yönetici ile geri bildirim görüşmesi
Ertesi hafta kişi, yöneticiden yarım saat istiyor. Hazırlığı şu: “Terfi için hangi ölçütlere bakılıyor? Benim profilimde hangi alanlar güçlü, hangileri gelişmeli? Önümüzdeki altı ayda neyi gösterirsem bir sonraki dönemde değerlendirmeye alınabilirim?” Soruların tonunda yakınma yok, merak var.
Yönetici muhtemelen üç tür yanıt verir. Birincisinde somut eksikler söyler; bunlar çalışılabilir. İkincisinde kadro ya da bütçeden söz eder; bu durumda sorun kişinin performansında değil, kurumun yapısındadır. Üçüncüsünde yanıt belirsiz ve geçiştiricidir; bu da bir bilgidir ve başka bir kapıya, örneğin bir üst yöneticiye ya da insan kaynaklarına yönelmeyi gerektirebilir.
Büyü ihtimaliyle uğraşmadan önce, yöneticinizle geri bildirim konuşması için bir randevu istemek bile çoğu zaman daha fazla bilgi getirir.
— Şemun Hoca
Görüşmeden sonra kişi notlarını tarihli olarak yazıyor. Bu defter, ileride hem kendisi hem de başka bir danışman için net bir zemin olur.
Bu görüşmenin bir yan faydası daha var: yöneticiler, kendilerine somut soru soran çalışanı genellikle daha ciddiye alır. Soru sormak istekli olduğunuzu gösterir; ancak bu bir sonucu da vaat etmez. Terfi kararı çoğu zaman yöneticinin tek başına verdiği bir karar değildir; bir üst makamın, bütçenin ve zamanlamanın da payı vardır. Bu nedenle olumlu bir geri bildirim bile terfinin hemen geleceği anlamına gelmez.
Çevreye bakmak: piyasa, kadro ve başka kapılar
Terfi, yalnızca kişinin başarısına bağlı değildir. Şirketin büyüme dönemindeki ihtiyacı, bir üst kadronun dolu olması, bölüm bütçesi ve şirket kültürü kararı etkiler. Dışarıdan bakan biri bunları göremez; ama içeriden bakan biri sorarak öğrenebilir.
Senaryodaki kişi aynı zamanda piyasaya da bakıyor: benzer rolde çalışanlar nerede, hangi yetkinlikler ön planda? İş ilanlarını incelemek ve bir iki sektör tanıdığıyla konuşmak, bulunduğu yerin ne kadar değer gördüğünü anlamasını sağlıyor. Bu, başka bir işe geçmeyi gerektirmeyebilir; ama pazarlık gücünü ve özgüvenini onarabilir.
Sabırsızlık, kararlılıkla karıştırıldığında çabuk umutlar ve pahalı derslerle sonuçlanır.
— Şemun Hoca
Sekiz yıllık biri için başka bir bölüme ya da role geçmek de bir seçenektir. Yatay geçiş, bazen dikey yükselişten önce gelen bir basamaktır. Bu fikir hemen heyecan vermese bile, tablonun tamamını görmek için masaya konulabilir.
Bu sırada kişinin yazılı bir hedef planı oluşturması da faydalıdır. Altı ay içinde göstermek istediği iki üç somut çıktı seçer, her birini ölçülebilir bir cümleyle tanımlar ve yöneticisiyle paylaşır. Böylece bir sonraki değerlendirmede konuşulacak şey, belirsiz bir “hak ediyorum” hissi yerine karşılaştırılabilir bir dosya olur.
Özgüven de burada ayrı bir başlıktır. Terfi alamayan kişi çoğu zaman kendi başarılarını küçümsemeye başlar; oysa sekiz yıllık bir birikim, yazıya dökülünce çoğu zaman beklenenden uzun bir liste çıkarır. Bu listeyi görmek, “bana bir şey yapılmış olmalı” düşüncesinin yerine “bana şu değerler ait” cümlesini koyabilir.
Peki ya büyü düşüncesi geri gelirse
Birkaç hafta sonra bir şey değişmiyorsa, kişinin tekrar “belki de” demesi doğaldır. Bu noktada tutum önemli: büyü düşüncesini küçümsemeden ama ona teslim de olmadan, “benim elimde başka hangi bilgiler var?” diye sormak. Geleneksel anlatımlarda iş ve kısmet tıkanıklıkları bazen büyüyle ilişkilendirilir; fakat bunun bilimsel bir doğrulaması yoktur ve kariyer kararlarını bu çerçeveye bağlamak risklidir.
Asıl risk ise maddi: “Terfini açacağım” diyerek önceden ödeme isteyen, fotoğraf ya da kişisel eşya talep eden kişiler çaresizliği fırsat bilebilir. Bu işaretler dikkat gerektirir. Büyü bozan hoca nasıl seçilir yazısında bu uyarı işaretlerini ayrıntılı biçimde bulabilirsiniz.
Ayrıca başkasının terfi etmesini engellemeye ya da iradesini etkilemeye yönelik hiçbir yöntem önermiyoruz. Bu hem etik bir sınırdır hem de pratikte kişinin kendi gelişimini gölgede bırakır.
Bir arkadaş ya da mentor desteği de bu aşamada çok işe yarar. Aynı sektörde olup sizi tanıyan, ama aynı şirkette bulunmayan biri, durumu hem sizin duygularınızdan hem de şirket içi siyasetten uzak bir mesafeden okuyabilir. Ona anlatırken önce olguları, sonra düşüncelerinizi paylaşın; böylece aldığınız yorum, abartılı bir hikâyeye değil gerçek verilere dayanır.
Senaryodaki kişi bir ay sonra yeniden değerlendirme yaptığında kendini üç ayrı yolun önünde bulabilir: kalıp gelişim planını izlemek, şirket içinde yatay bir geçişi görüşmek ya da başka bir yerde yeni bir fırsat aramak. Bunlardan hangisini seçeceği, değer verdiği şeylere bağlıdır; hiçbirinin sonucu önceden bilinmez, ama üçü de “bana bir şey yapıldı” anlatısından daha çok kontrol sağlar.
Çevrenin yorumları ve aile baskısı
Terfi alamayan birine en çok zarar veren şeylerden biri de iyi niyetli ama yönlendirici yorumlardır. “Sana nazar değmiş”, “biri senin önünü kesiyor” gibi cümleler, kişinin zaten kırılgan olan özgüvenine yeni bir korku ekler. Senaryodaki kişi bu cümleleri nazikçe dinleyip, kararı kendi zamanında vermeyi seçebilir.
Yakınlarınıza “şu an önce iş yerinde bilgi topluyorum, sonra başka ihtimallere bakarım” demek, hem onları rahatlatır hem de sizi aceleden korur. Baskı yoğunsa, konuşmayı kısa tutup konuyu değiştirmek de meşru bir sınırdır. Kimse sizin yerinize bir ödeme ya da başvuru kararı vermek zorunda değildir.
Beden ve ruh: kariyer kaygısı ve doktor
Senaryodaki kişi son aylarda iyi uyuyamıyor, işe giderken göğsünde sıkışma hissediyor. Bunlar kariyer stresinde sık anılan belirtilerdir ve genellikle uykunun, iş yükünün ve günlük rutinin bozulmasıyla birlikte ilerler; yine de çarpıntı, uykusuzluk ya da baş ağrısının başka tıbbi nedenleri de olabilir. Bu yüzden önce bir doktora gitmesi, belirtilerin altında yatanı anlamasını sağlar.
Göğüs ağrısı ani ve şiddetliyse, nefes darlığı ya da bilinç bulanıklığı eşlik ediyorsa 112 aranmalıdır. Kendini değersiz ya da çaresiz hissetme düşünceleri uzuyorsa bir ruh sağlığı uzmanına, kriz anlarında da 183 sosyal destek hattına ulaşılabilir. Tedavi altındaysa ilacını kendi kararıyla bırakmamalı, doktoruyla konuşmalıdır.
Başvurmadan önce bilmeniz gerekenler
- Sağlık belirtileri için önce bir doktora gidin; ani ve ağır durumlarda 112’yi arayın.
- Terfi alamamanın büyüden kaynaklandığına dair bilimsel bir doğrulama yoktur; kariyer verilerinize ve geri bildirime bakmak daha somut bilgi verir.
- Ön ödeme, fotoğraf ya da kişisel eşya isteyenlerden uzak durun; acele ettirilmenize izin vermeyin.
- Karar size aittir; iş değiştirmek, kalmak ya da manevi bir görüşme yapmak sizin tercihinizdir.
Manevi bir bakış isteyen biri için
Senaryodaki kişi, geri bildirim görüşmesinden sonra bile içinde bir düğüm hissederse, kendi inancı çerçevesinde birine anlatmak isteyebilir. Bu durumda Şemun Hoca’ya telefon ya da WhatsApp ile ulaşıp durumunu paylaşabilir; görüşme öncesinde kapsam ve ücret baştan söylenir, ön ödeme, fotoğraf ya da kişisel eşya istenmez. Başlangıç için iletişim sayfası yeterlidir. Hizmetlerin genel çerçevesi için hizmetler sayfasına göz atabilirsiniz.
İş yerindeki diğer zorlu durumlar için iş yerinde dışlanma ve mobbing hukuki haklar yazılarını, büyü inanışına dair temel soru için ise büyü gerçek mi yazısını okuyabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Terfi alamıyorum, bu büyü yüzünden olabilir mi?
Terfilerde etkili olan çoğu etken görünürdür: performans verileri, kadro, bütçe, yönetici tercihi ve zamanlama. Büyünün terfi üzerinde etkisi olduğuna dair bilimsel bir doğrulama yoktur; yine de bu inanışa yönelmek isterseniz önce iş yeri nedenlerini tartmanız yararlı olur.
Terfi için yöneticiyle nasıl konuşmalıyım?
Randevu isteyin ve “nasıl bir profil aranıyor, hangi alanlarda gelişmem gerekiyor” gibi açık sorular hazırlayın. Aldığınız yanıtı tarihle birlikte notlayın ve bir sonraki görüşme için somut bir ölçüt belirleyin.
Terfi alamamak beni çökertiyor, ne yapmalıyım?
Uyku düzeni bozuluyor, kaygı artıyor ya da işe gitmek zor geliyorsa bir doktora başvurun; ani ve ağır belirtilerde 112 aranır. Çaresizlik ağırlaşırsa 183 sosyal destek hattı ve bir ruh sağlığı uzmanı yanınızda olabilir.
Başkaları hızlı yükseliyor, bu adil mi?
Adalet algısı çoğu kez eksik bilgiyle şekillenir; başkalarının neden seçildiğini yalnızca görünen kısmıyla bilemeyiz. Yine de açıkça haksız bir muamele düşünüyorsanız kayıt tutup bir avukata danışmanız yerinde olur.
Terfi için hocaya başvurmak mantıklı mı?
Bu tamamen sizin kararınız; fakat ödeme, fotoğraf ya da kişisel eşya isteyen kişilerden uzak durun. İsterseniz Şemun Hoca ile telefon ya da WhatsApp üzerinden durumunuzu konuşabilir, kapsam ve ücreti baştan öğrenebilirsiniz.
