Sokakta tanımadığınız biri “üzerinde büyü var” dediğinde ne olur? Sahnenin nasıl kurulduğunu, dikkat gerektiren işaretleri ve sakin kalmanın yollarını anlatıyoruz.
Sokakta büyü var diyen kişi, çoğu durumda tanımadığınız biridir: sizi durdurur, “üzerinizde ağır bir şey görüyorum” der ve korkunuz büyüdükçe para, altın ya da kişisel eşya talebine yaklaşır. Bu anlatıların arkasında doğrulanabilir bir dayanak yoktur. Verilecek en sağlıklı karşılık yürümeye devam etmek, hiçbir şey vermemek ve karar için zaman istemektir. Korkmuş olmanız sizi kusurlu yapmaz; bu yazı olanı sakin bir sırayla anlatmak için yazıldı.
Sokakta büyü var diyen kişi sahneyi nasıl kurar?
Diyelim ki alışverişten dönüyorsunuz. Biri yanınıza yaklaşıp yüzünüze bakıyor ve “sizde bir ağırlık var, ailenizde de bir sıkıntı olacak” diyor. Cümle o kadar geniş ki hemen herkes kendinden bir şey bulur: bir yakının sağlığı, iş, borç, ilişki. Karşınızdaki bunu bilmiyor; tepkinize bakıyor. Gözünüz dolduysa “yakınınız hasta, değil mi?” diye ilerliyor. Her cevabınız, anlatıyı sizin hayatınıza biraz daha uyduruyor.
Bu yöntem, genel bir cümleyle başlayıp karşıdakinin yüz ve ses tepkilerine göre ayrıntıyı doldurmaya dayanır. Dolandırıcılıkta sık görülen bir kalıptır ve “bilen kişi” izlenimini yaratmak için kullanılır. Kişinin gerçekten bir şey gördüğünü ya da bilmediğini bu yazıda tartışmıyoruz; yalnızca bu sahnenin sizi hızlı karar vermeye yönlendirecek biçimde kurulduğunu görmenizi istiyoruz.
Sizi durduran birinin cümlesi ne kadar kesin konuşursa konuşsun, cüzdanınızı açmak için bir gerekçe değildir.
— Şemun Hoca — site için yazılmış özgün öğüt (tarihî alıntı değil)
Sahnenin ikinci perdesi aciliyettir. “Bugün çözmezsek yarın geç olur” ya da “şimdi yanımda gelirseniz yardım edebilirim” gibi cümlelerle zaman daraltılır. Üçüncü perde ise bir nesnenin ortaya çıkmasıdır: sizden bir şeyin “arındırılması” için getirilmesi veya emanet edilmesi istenir. Bu noktada elinizdeki ya da çantanızdaki değerli şeyler gündeme gelmişse, olan şey manevi bir danışma değil, ödeme ve teslim isteğidir.

Korku neden bir anda bu kadar büyür?
Sokakta tanımadığınız birinden kendiniz hakkında bu kadar iddialı bir cümle duymak, düşünmeyi kısa süre durdurur. Özellikle yorgunsanız, bir yakınınızı kaybettiyseniz, hasta bakıyorsanız ya da son zamanlarda üst üste sıkıntı yaşadıysanız, söylenen her söz hayatınızdaki gerçek bir kaygıya dokunur. Bu yüzden hemen herkes için geçerli bir cümle bile size özelmiş gibi gelir.
Bedeniniz de korkuya eşlik eder: kalp hızlanır, eller üşür, nefes sıkışır. Bu tepkileri “gerçekten bir şey var” diye okumak kolaydır; oysa bunlar ani korkunun bilinen bedensel belirtileridir. Kaygı ve panik belirtileri günlük hayatınızı bozuyorsa bir sağlık uzmanıyla görüşmek önerilir; NHS’in kaygı, korku ve panik sayfası da başa çıkmak zorlaştığında sağlık desteği alınması gerektiğini anlatır.
Dikkat gerektiren işaretler: kısa kontrol listesi
Aşağıdaki işaretlerden birkaçı bir araya geliyorsa, karşınızdaki yaklaşım dolandırıcılık biçimlerinde sık görülen kalıplara benziyor demektir. Bu, kişi hakkında hüküm vermek değil, kendi güvenliğinizi gözetmek için bir ölçüdür.
- Sizi tanımadan, adınızı bilmeden başlıyor ve genel bir tehlike cümlesiyle girişiyor.
- Çözümün hemen, orada ya da kısa süre içinde yapılması gerektiğini söylüyor.
- Para, altın, cüzdan, telefon ya da kişisel eşya istiyor veya bunları bir bez ya da poşet içinde “arındırmayı” öneriyor.
- Başkasına anlatmamanızı, yakınınıza danışmamanızı ya da tek başınıza gelmenizi istiyor.
- Reddettiğinizde ağırlaşan cümleler kuruyor: “sonra pişman olursun”, “yakınına bir şey olur”.
Listedeki ilk işaret tek başına bir şey kanıtlamaz; insanlar iyi niyetle de sokakta konuşabilir. Ancak ikinci ve üçüncü işaretler bir araya geldiğinde, yani aciliyet ve eşya talebi birlikte görüldüğünde, durup uzaklaşmak yerinde olur. Dördüncü işaret ise en belirgin olanlardandır: güvenilir bir yardım, başkalarının bilmesinden çekinmez.
Durum – ne yapılır: dört ayrı an
Sizi durdurduğunda: Cevap vermek zorunda değilsiniz. “İlgilenmiyorum” demek ve yürümeye devam etmek yeterlidir. Göz teması kurmak, kibar kalmak adına dinlemek ya da elinizi uzatmak gerekmez. Yakınınızla ya da kalabalık bir yerdeyseniz, yakınınıza yaklaşıp birlikte ilerlemek durumu hemen yumuşatır.
Para ya da eşya istediğinde: Vermeyin ve cüzdanınızı, çantanızı, telefonunuzu açmayın. Bir şeyi “kontrol etmek” ya da “arındırmak” için elden çıkarmak, geri alamama riski taşır. Karşınızdaki ısrar ediyor, yolunuzu kesiyor ya da tehdit ediyorsa güvenli bir mağazaya, kalabalığa girin; acil bir tehlike varsa 112’yi arayın.
Güvenilir bir yardım acele ettirmez, tek başınıza gelmenizi istemez ve yakınlarınızın bilmesinden çekinmez.
— Şemun Hoca — site için yazılmış özgün öğüt (tarihî alıntı değil)
Ayrıldıktan sonra: Yaşadığınız korkunun hemen geçmemesi olağandır. Derin bir nefes alıp bir yakınınıza olanı anlatın. Anlatırken “o ne gördü?” değil, “bana ne söyledi, benden ne istedi?” sorularına odaklanmak, olayı gerçek boyutuna indirir.
Bir şey verdiyseniz: Kendinizi suçlamayın; bu tür karşılaşmalar tecrübeli insanları da yanıltır. Ne verdiğinizi, kime verdiğinizi, nerede olduğunu ve zamanı not edin. Hukuki adımlar için genel bilgi vermek burada yetmez; durumunuza özgü seçenekleri bir avukata danışmanız gerekir.
Yaşlı yakınlar ve yalnız yürüyenler neden daha çok hedef olur?
Yalnız yürüyen, aceleyle ilerleyen ya da yaşlı olan kişiler, karşısındakine ayıracak zamanı daha az ya da daha çok olduğu için hedef seçilebilir. Yaşlı bir yakınınız varsa, ona bu tür bir karşılaşmayı önceden anlatmak koruyucu olur. “Biri sana büyü var derse yürü, hiçbir şey verme, eve gelince bana söyle” gibi kısa ve suçlamayan bir cümle, korkutmadan hazırlık yapmanıza yardım eder.
Aile içinde bu konunun konuşulabilir olması da önemlidir. Karşılaşma sonrası utanç duyan biri olayı saklayabilir; sakladıkça da talepler artabilir. Yakınınız bir şey verdiyse azarlamak yerine ne olduğunu sormak, ardından birlikte karar vermek daha verimlidir. Aileden biri büyü olduğunu söylediğinde nasıl davranılacağını birlikte karar verme yazısında ayrıca ele aldık.
Korkunun ilk dakikasında verilen karar, çoğu zaman ertesi gün pişmanlık olarak geri döner; önce nefes alın.
— Şemun Hoca — site için yazılmış özgün öğüt (tarihî alıntı değil)
Mahalle, çarşı ve toplu taşıma durakları gibi kalabalık yerlerde de bu tür yaklaşımlar görülebilir; çünkü kalabalık, karşınızdakine tanıdık ve zararsız görünme imkânı verir. Bu yüzden mekânın kalabalık olması güven için ölçü sayılmaz. Belirleyici olan, sizden ne istendiği ve bunun ne kadar çabuk istendiğidir. Çevrenizde tanıdık bir esnaf ya da güvenlik görevlisi varsa yanına gitmek, durumu kendiliğinden bitirir.
Gerçekten merak ediyorsanız: sakin bir değerlendirme
Sokaktaki karşılaşma aklınıza bir soru bıraktıysa, bu sorunun yanıtını sokakta aramak gerekmez. Yaşadığınız zorluklar gerçekse (uyku, huzursuzluk, ardı ardına aksilikler) bunların çoğunlukla sıradan ve açıklanabilir nedenleri vardır. Belirtileri kendi hayatınız içinde tartmak için büyü belirtileri sayfasına bakabilir, büyünün gerçekliği konusundaki tartışmaları büyü gerçek mi? yazısında okuyabilirsiniz.
Birisi size “sende var” dediğinde ne yapılması gerektiğini ise biri sende büyü var dediğinde yazısı daha geniş bir çerçevede anlatır. Orada da ortak nokta aynıdır: söyleyenin sıfatı ya da özgüveni bir kanıt değildir; kendi yaşamınızdaki somut sorunlara ve sağlık durumunuza bakmak önce gelir.
Bir değerlendirmeye ihtiyaç duyuyorsanız, bunun acele edilen bir sokak köşesinde değil, kapsamı ve koşulları baştan konuşulan bir ortamda yapılması gerekir. Büyü tespiti hizmeti de bu nedenle uzaktan ve sizin hızınızda yürütülen bir görüşme olarak anlatılır; karar her zaman size aittir.
Karşılaşmadan sonraki günlerde olağan olan neler?
İlk gün ya da iki gün boyunca olayı tekrar tekrar düşünmek, sokakta aynı kişiyi görme endişesi yaşamak ve bu arada küçük aksilikleri o cümleyle ilişkilendirmek sık görülen bir tepkidir. Zihin, bir kez korkuyla işaretlenen cümleyi sonraki olaylara bağlamaya meyillidir. Bir bardağın kırılması, bir telefonun gelmemesi ya da kötü geçen bir gün, “demek ki doğruydu” düşüncesinin kanıtı gibi görünebilir; oysa bu, aksilik sayısının değil dikkatin yönünün değiştiğini gösterir.
Bu dönemde yapabilecekleriniz sadedir: olayı güvendiğiniz bir kişiye anlatın, rutininizi korumaya çalışın ve gece geç saatlerde olayı internette araştırmaktan kaçının. Aynı yöntemleri anlatan videolar ve yazılar korkuyu büyütebilir. Uykunuz birkaç günden uzun süre bozulursa ya da yeme ve iş düzeniniz etkilenirse sağlık uzmanına başvurmak, manevi arayışınızla çelişen değil, onu tamamlayan bir adımdır.
Başvurmadan önce bilmeniz gerekenler
- Uykusuzluk, çarpıntı ya da yoğun kaygı yaşıyorsanız önce doktora başvurun; acil bir tehlike varsa 112’yi arayın.
- Tanımadığınız birinin söylediği “büyü var” cümlesinin bilimsel ya da doğrulanabilir bir dayanağı yoktur.
- Ön ödeme, fotoğraf ya da kişisel eşya isteyen, acele ettiren kişilerden uzak durun.
- Her karar size aittir; kimse sizi tek başınıza ya da hemen karar vermeye zorlayamaz.
Sokaktaki karşılaşmalardan sonra “ya doğruysa” düşüncesi zihinde dönebilir. Bu düşünceyi bastırmaya çalışmak yerine kâğıda dökmek, hangi cümlenin sizi en çok korkuttuğunu görmenizi sağlar. Çoğu zaman o cümle, hayatınızdaki gerçek bir kaygının (sağlık, para, aile) yankısıdır ve ona yönelik somut bir adım atmak korkuyu küçültür. Bir doktor randevusu almak, bir borç planı yapmak ya da bir yakınınızla oturup konuşmak bunlara örnektir.
Gerekirse yaşadığınız karşılaşmayı Şemun Hoca’ya telefon ya da WhatsApp üzerinden anlatabilirsiniz; ulaşma yolları iletişim sayfasında. Görüşmenin kapsamı ve ücreti baştan konuşulur, ön ödeme, fotoğraf ya da kişisel eşya istenmez ve sonuç garantisi verilmez. Süreç hakkında önceden bilgi almak isterseniz nasıl çalışıyoruz sayfasına göz atabilirsiniz.
Kaynaklar
Sık Sorulan Sorular
Sokakta biri üzerimde büyü var derse ne yapmalıyım?
Cevap vermek zorunda değilsiniz; “ilgilenmiyorum” deyip yürümeye devam edin ve hiçbir şeyi elinizden bırakmayın. Israr ya da tehdit varsa kalabalık ve güvenli bir yere girin, acil tehlikede 112’yi arayın.
Sokakta büyü var diyen kişiye para ya da altın verilir mi?
Hayır; para, altın ya da eşya talebi, bir danışmanlık süreci değil, dikkat gerektiren bir işarettir. Güvenilir bir görüşmede kapsam ve ücret baştan söylenir, kimse sizi sokakta ödeme yapmaya yönlendirmez.
Sokakta büyü var diyen kişi gerçekten bir şey görüyor olabilir mi?
Bu iddiayı doğrulayacak ya da çürütecek bir ölçü yoktur; asıl dikkat edilecek şey, söylenen cümlenin genel olması ve sizden hemen bir şey istenmesidir. Kişinin niyeti hakkında hüküm kurmadan kendi güvenliğinizi gözetmeniz yeterlidir.
Sokakta yaşadığım olaydan sonra korkum geçmiyorsa ne yapmalıyım?
Korku ve uykusuzluk birkaç günden uzun sürüyorsa bir hekime ya da ruh sağlığı uzmanına başvurun. Yaşadığınızı güvendiğiniz biriyle paylaşmak da korkunun küçülmesine yardım eder.
Yaşlı annem sokakta böyle biriyle karşılaştı, nasıl yaklaşmalıyım?
Suçlamadan dinleyin ve ne verdiğini, ne istendiğini birlikte yazın. Sonraki karşılaşmalar için “yürü, hiçbir şey verme, eve gelince bana anlat” gibi kısa bir kural belirleyin; hukuki adımlar için bir avukata danışılması gerekir.
